Ancak çoğumuz bu doğallığın farkında değiliz. Normal cinsel tepkiyi etkileyebilecek sorun ve durumların en sık görünenleri aşağıda sıralanmıştır: 1. Cinsellikle ilgili bilgi eksikliği ve yanlış inançlar. -Ne bekleyeceğini ve nasıl davranacağını bilmeme 2. Cinsellik ve sonuçlarıyla ilgili olumsuz duygular. -Acı ve ağrı duymaktan korkma -Hamile kalmaktan korkma -Başkaları tarafından görülmekten korkma -İlişki sırasında çıkabilecek seslerin duyulmasından ve ilişkinin yarım kalmasından korkma -İlişkiyi kurmak, sürdürmek ve sonlandırmakta yetersiz kalmaktan korkma -Kontrolü kaybetmekten korkma (hayvan gibi olma, cazip görünmeme) -Eşin kontrolü kaybedeceğinden korkma 3. Evlilik ilişkilerinde sorunlar -Eşe karşı öfkeli, kırgın ve dargın olma -Eşe güven duymama veya sizi kırabileceğinden korkma 4. Kendinizle ilgili olumsuz duygular -Kendinizi değersiz, çökkün hissetme, zevk almaya layık görmeme -Bedenini beğenmeme ve kendini cazip görmeme 5. Uygun olmayan durumlar -Yorgun hissetme ve kafanın başka sorunlarla dolu olması -Yerin rahat ve özel (tam yalnız olamama) olmaması 6. Alkol ve bazı ilaçların alımı -Alkol ve bazı ilaçlar, geçici olarak normal cinsel tepkiyi bozabilmesi 7. Genel durumun bozukluğu -Hastalık, kaza gibi durumlar tıpkı iştah gibi cinsel isteğin kaybına yol açabilmesi. (Sağlık durumu düzeldikçe cinsel istek de yavaş yavaş geri gelir.) BU SORUNLAR CİNSEL TEPKİYİ NASIL ETKİLER Cinsel sorunların,doğal cinsel tepkilerin baskı altına alınması sonucunda ortaya çıktığını biliyoruz. Daha az bilinen bir gerçek ise cinsel sorunların "yapabilme kaygısı"ndan dolayı sürmesidir. İlk cinsel tutkunluğu ya da isteksizliğe yol açmış olan kızgınlık ,yorgunluk gibi herhangi bir neden çoktan geçmiş olabilir ancak "bu sefer olacak mı?", "bu sefer yapabilecek miyim" tarzında düşünme ve kaygılanma bir kısır döngü biçiminde sorunun sürüp gitmesinde önemli bir rol oynar. Kendinize bunları söylemeye başlayınca (yapabilecek miyim?) da doğallığınızı kaybedersiniz. Sonuçta cinsel ilişkiden zevk almak yerine bir seyirci gibi kendinizi incelemeye başlarsanız ilişkide bulunmanız daha da zorlaşır. Ayrıca ,eşlerden birinin cinsel sorunu,herhangi bir zamanda cinsel tepki verememesi, öteki eşin tepkisini de etkileyebilir. Benzer kaygı onda da oluşabilir. Kendinin iyi bir cinsel eş olup olmamasından kuşku duyabilir. Herhangi bir cinsel problem eşlerin her ikisini de etkiler. TEMEL İLKELER 1. Cinsel sorunları sürdüren yanlış anlamaları ve kırgınlıkları gidermeye yardımcı olmak için eşler arasındaki iletişimi (konuşmayı) artırmak ve düzeltmek. 2. Cinsellikle ilgili yanlış bilgi ve inançları düzeltmek. 3. "Seyirci" rolünden kaçınma yollarını öğrenme, kendini rahat bırakarak doğal cinsel tepkinin ortaya çıkmasını sağlamak İLETİŞİM
Daha önce de söz edildiği gibi cinsel sorunlar evlilik ilişkilerindeki aksamalardan kaynaklanabilir. Evlilik ilişkilerinde bir sorun olmasa bile cinsel sorunlar ilişkileri etkiler ve bozulan ilişkiler sorunun sürmesine neden olabilir. Bu nedenle genel olarak evlilik ilişkilerinde daha yakından bakmak, cinsel ilişkiyi nasıl etkilediğini incelemek önemlidir. İlişkinin özellikle önemli olan iki yönü vardır. Bunlar iyileştirilirse cinselliği çok olumlu bir şekilde etkileyebilir. Bunlardan biri konuşabilmek, iyi iletişim kurabilmek diğeri ise olumlu yaklaşmak, yani birbirini heveslendirmek takdir etmek ve birbirine iltifat etmektir. Birbirini olumsuz şekilde eleştirmek, şikayet etmek ve işi kavgaya kadar götürmek ise eşler arasındaki ilişkiyi bozabilir. Evlilik ne kadar uzun olursa olsun eşlerin birbirini daha iyi anlaması için yeni yollar öğrenmekte geç kalınmamıştır. Daha iyi anlaşmak , konuşabilmek cinsel sorunun düzelmesinde çok önemli rol oynar.
İletişimi kolaylaştıracak temel yollar aşağıda özetlenmiştir. 1. Birbirinizle iki yetişkin olarak konuşun. Bazı evliliklerde koca, baba gibi; kadın ise çocuk gibi konuşur. Bazen de kadın kocasının annesiymiş gibi davranır. Bu çeşit ilişkiler cinsel yaşamı olumsuz etkiler. 2. Kendinizi açıkça ifade etmeyi öğrenin. "Ben .............istiyorum", "Kızdım çünkü........" gibi ifadelerle isteklerinizi, duygularınızı daha dolaysız yolla anlatabilirsiniz. Genellikle eşler birbirlerinin kafasını okumaya çalışıp ne istediğini tahmin etmeye çalışırlar. Bu yol birçok probleme yol açabilir. Bir kere tahmininiz doğru olmayabilir, eşiniz de sizi kırmamak için size bunu söylemeyebilir. "Ayşe, boynunu öpmemden hoşlanır" şeklinde uzun süredir düşünüyor ve öyle davranıyor olabilirsiniz. Ayşe bundan hoşlanmasa da sizi kırmamak için hiçbir şey söylemeyebilir. Çok daha kolay ve kestirme yol neden hoşlanıp neden hoşlanmadığınızı açıkça söylemek, eşinizin de aynı açıklıkla konuşmasını teşvik etmektir. Böylece akıl okuma ve tahminlerden vazgeçip kendi isteklerinizi ve istemediklerinizi ileterek daha haz verici bir yaşama doğru adım atmış olursunuz. Aynı prensip eşiniz için de geçerlidir. 3. Eşinizin "ben" demesini yüreklendirin ve size karşı olan kırgınlıklarını ifade etmesine izin verin. (örn. "ben sana kızdım....” “sana kırgınım, çünkü..."vb.) Eşiniz; kırgınlığını, kızgınlığını ifade ettiği zaman sizin nasıl tepki verdiğiniz çok önemlidir. Bağırma, çağırma küsme gibi aşırı tepkiler verme karşı tarafın bir dahaki sefere kırgınlığını ifade etmesini zorlaştırır. Her ikinizin de kendini açıkça ifade etmeye hakkı vardır. Hem kendi hem de karşınızdakinin saygı göstermek çok önemlidir. Haklı da haksız da olunsa bu duygular yaşanmaktadır. Eğer duygular yokmuş gibi yapılırsa ve uygun bir şekilde ifade edilmezse içte birikebilir ve çok daha büyük patlamalara yol açabilir. 4. Eğer her ikiniz de farklı şeyler istiyorsanız aranızda bir anlaşmaya varmalısınız. Örneğin biriniz beyaz, biriniz kara istiyorsunuz. İkinizde kendinizi açıkça ifade ettiniz. Her gün gri de birleşmektense bazen beyaz bazen de kara üzerinde anlaşabilirsiniz. Örneğin, siz geceleri ilişkide bulunmak istiyorsunuz eşiniz ise sabahları. Bu durumda bazen sabahları bazen de geceleri ilişkide bulunmak iki taraf için de çözüm olacaktır. 5. Övgü ve cesaretlendirme, eleştiriden çok daha etkilidir. Eşinizde beğendiğiniz özellikleri görmeye, fark etmeye çalışın ve bunları ona söyleyin. Onun başının etini yemektense böyle bir yaklaşımla isteklerinizin çok daha kolay bir şekilde kabul edildiğini göreceksiniz. CİNSEL TEPKİLER
Hayal kurma, güzel birini görme, hoşa giden müzik dinleme, film seyretme, birbirini okşama, cinsel ilişkiyi düşünme gibi çok çeşitli uyaranlar cinsel tepkiyi ortaya çıkarabilirler. Bu bedensel tepkiler üç dönemden geçer. 1. Uyarılma ya da heyecanlanma 2. Cinsel doyum ya da orgazm 3. Sonlanım ya da başladığınız yere geri dönme UYARILMA DÖNEMİ Erkeklerde penisin (cinsel organ) sertleşmesi ilk tepkilerden biridir. Uyarılma devam ettikçe heyecan artar, daha derin nefes alır. gerginlik hissedebilir. Kadında ise vajenin (cinsel organı) üst dudaklarında hafif bir şişme ve vajen içi ıslanma olur. Aynı şekilde uyarılma devam ettikçe diğer bedensel tepkiler ve heyecanlanma görülür. Heyecan arttıkça vajenin en dip kısmı biçim değiştirir böylece vajenin daha alt kısımları penisle temas eder. Bu noktaya özellikle "penisim küçük" şeklinde kuşkuları olan erkekler dikkat etmelidir. Vajende oluşan bu şişkinlik ve vajenin esnek yapısından dolayı ,ilişki sırasında vajen, penisin boyutlarına göre biçim alır. Dolayısıyla, Penisin küçük ya da büyük oluşu kadının aldığı zevki etkilemez. Uyarılma döneminde doyuma ulaşmadan durmak kişilere her hangi bir zarar vermez. Kişi beklediğini bulamamadan dolayı engellenmiş hissedebilir, ancak olumsuz fiziksel etkisi yoktur. CİNSEL DOYUM DÖNEMİ
Uyarılma devam ettikçe erkek artık duramayacağı bir yere gelir ve boşalır. Boşalmadaki sıvı miktarı günden güne değişebilir ancak genellikle bir çay kaşığını dolduracak kadardır. Çok temizdir ve spermi (erkekteki üreme hücresi) besleyecek şeker gibi maddeler içerir. Erkek, boşalırken doyuma ulaşır. Doyuma ulaşma, ani bir gerginlik birikmesinden sonra rahatlama ve haz duymaktır. Kadın her zaman cinsel doyuma-orgazma ulaşmayabilir. Erkekteki gibi boşalma olmaz ancak gerginlik birikimi ve rahatlama, haz alma görülür. 5-15 saniye kadar sürer. Genelde vajen duvarındaki kaslarda kadının da farkına vardığı kasılmalar olur. Kadınların çoğunun doyuma ulaşabilmesi için klitorisin (vajenin üstündeki bölüm) okşanması gerekebilir. SONLANIŞ DÖNEMİ Bu dönem fırtınadan sonraki sakinlik dönemidir. Her iki eş de rahat, tatmin olmuş ve uykulu hissederler. Kadında vajenin eski halini alması ve heyecanın durulması daha uzun zaman alabilir. CİNSEL BÖLGELER VE TEPKİYLE İLGİLİ BAZI YANLIŞ ANLAMALAR Bazı kadınlarda, kızlık zarının yırtılmasıyla birlikte mutlaka çok fazla miktarda kan geleceği ve çok acı duyulacağı ile ilgili endişelerin olduğu gözlenmektedir. Vajenin ağzında yer alan bu zarın biçimi, kalınlığı ve esnekliği kadından kadına değişir. Zar, penisin vajene girmesiyle yırtılır ve bu arada kılcal damarların kopmasıyla biraz kan akar. Bununla birlikte ilk birleşmede kan gelmemesi de doğal bir durumdur. Kızlık zarının kalın olduğu durumlarda, penisin vajene girmesi için güç harcamak gerekebilir. Ama bu durum tarafları korkutmamalıdır. İlişki, uygun koşullarda geçerse zar kolaylıkla yırtılabilmektedir. Ender olarak bu zarın kalın lifli olması nedeniyle doktor müdahalesiyle kesilmesi gerekebilir. Bazı kadınlarda ise bu zar, vajenin çeperinde ince bir doku halindedir. Penis içeri girdiğinde esner ve yırtılma olmaz. Yukarıda da sözü edildiği gibi bazı kadınlar, ilk cinsel birleşmede çok fazla acı çekeceklerinden korkmaktadırlar. Bu birleşme sırasında biraz kanama, biraz da acı yaşansa bile kadınların çoğu bu yaşantıyı sarsılmadan atlatırlar. Ancak, cinsel ilişkiye istekleri dışında zorlanmamaları ve ilişkiye hazır hale gelmeleri gerekmektedir. Kadın birleşmeye hazır değilse, penisin vajinaya girişinde zorluk çekilebilir. Bu nedenle erkeğin, kadının giriş için hazır olduğu anı beklemesi gerekir. Zamanla ve deneyimle, eşler soluk alıp verme ritminden ve yüz ifadelerinden anın yaklaştığını; ayrıca kadın hazır olduğunu açıkça söyleyebilir ya da erkek, kadına hazır olup olmadığını sorabilir. Bu sırada vajenin iç duvarlarında salgılanan sıvıyla penisin girişi kolaylaşır. Zaten vajenin yapısı oldukça esnektir. Penisin boyutlarına göre çok genişleyebilir ya da daha dar kalabilir. Kadın kendini rahat bıraktığı taktirde vajen kendiliğinden esner ve ilişki sırasında acı duyulmaz. Eğer kadın için korku ve kaygı ön plandaysa, vajen kasılabilir. Dolayısıyla ilişki sırasında zorlanma ve acı duyulabilir. Erkeklerin çoğunda, ergenlik döneminden başlayarak okudukları porno yayınların ve kendi aralarındaki konuşmaların etkisiyle, cinsellikte doyumu ,erkeklik organının biçimi ve büyüklüğü ile bir tuttukları görülmektedir. Oysa daha önce de belirttiğimiz gibi, heyecanın artmasıyla birlikte vajenin en dip kısmı şişer böylece vajenin daha alt kısımları penisle temas eder. Bundan dolayı, penisin küçük ya da büyük oluşu kadının aldığı zevki etkilemez. Bazı kadınların, vajenlerin biçiminden rahatsız oldukları; iç ve dış dudaklarının boyutlarının ve renginin farklı olmasını anormallik olarak gördükleri gözlenmektedir. Oysa ,vajina değişik biçimlerdedir. İç dudakların dış dudaklardan büyük olması; renginin koyu olması ya da benzeri farklı özellikler göstermesi doğaldır. Toplumda mastürbasyonla (kendi kendini tatmin) ilgili genel kanı "zararlı" olduğu yönündedir. Ancak, belirli aralıklarla yapılan mastürbasyon, bedenin doğal bir gereksinimi olarak görülebilir. Kişinin, kendini cinsel tepkileri ve uygulamaları açısından tanımasında yardımcı olabilir. Cinsel ilişki sırasında, özellikle genç erkeklerde çok erken dönemde sertleşme olabilir. Bu hemen cinsel birleşmeye hazır olunduğu anlamına gelmez. Sertleşme olduğu için cinsel birleşmeye daha eşi hazır olmadan çok erken başlayabilir. Eşi de onu beklettiği için telaşlanabilir. Cinsel yaklaşma sırasında, kadında ıslanma vajenin içinde kalabilir. Bu nedenle kadının uyarılmadığı sanılabilir. Penisin sertleşmesi vajenin ıslanmasından çok daha belirgindir. Cinsel yaklaşma sırasında ,uyarılma dalgalar halinde gelir. Hem erkek hem de kadın uyarılmanın artıp azaldığını, buna bağlı olarak da sertleşmenin ya da ıslanmanın artıp azaldığını hissedebilirler. Bu normaldir. Sertleşmenin azalması, yolunda gitmeyen bir şeyler olduğu anlamına gelmez. Sakın telaşa kapılmayın. Çabuk boşalma yani her iki eş de hazır olmadan bir boşalma genç erkeklerde normaldir. Özellikle bir önceki boşalmadan sonra uzun zaman geçmişse ya da heyecanlanma çok fazlaysa erken boşalma sıklıkla görülür. Boşalmayı kontrol etmeyi öğrenebilirsiniz. Birçok kadın doyuma ulaşmayabilir ancak tam olarak cinsel tepkileri gösterebilir. Bu onların "soğuk" ya da "frijit" olduğu anlamına gelmez. Özellikle başlangıçta birçok kadın orgazma erişemez. Bu çok normal olduğu halde her iki eşi de telaşlandırabilir. Bazı kadınlar kocalarını memnun etmek için orgazm olmuş gibi davranırlar. Erkek karısını ne kadar orgazm olmasını talep ederse kadının orgazma ulaşması o kadar zorlaşır. Kadının rahat hissetmesi ve baskı altında olmaması orgazma daha kolay ulaşmasını sağlar. "Yapabilme kaygısı" erkekte boşalmayı hızlandırır; kadında ise tam tersi olur,doyuma ulaşma gecikir. Bazen erkek doyumdan hemen sonra uyuyabilir. Bu durumda kadın hala yakınlık isteği duyuyorsa kırılabilir. Böyle durumlarda kimi zaman onu uyandırın, kimi zaman da uyumasına izin verin. Böylece zaman zaman kadının da erkeğinde isteği yerine gelmiş olur. Cinsel ilişkinin sıklığı konusunda belirli standartların olduğu inancı (örn. haftada iki kere), bu standartlara uyulmadığını düşündürterek eşlerde hayal kırıklığı ve üzüntü yaratabilir... Sevgi ve istek, ölçülere uyan kalıplara sokulabilecek durumlar değildir. Her ilişkide, cinsel ilişkinin sıklığının arttığı ya da azaldığı durumlar vardır. İlişkinin sıklığının azalması ,sevginin de azaldığı anlamına gelmez. Önemli olan, ilişki sırasında eşlerin birbirlerinden karşılıklı zevk almalarıdır. |